Gerçek kişi işverenin ölümü halinde işyeri, tereke kapsamında sayılmakta olup mirasçılara intikal etmektedir. Ancak işyerini devralmak istemeyen yasal mirasçılar Medeni Kanunun 606 ncı maddesinde yer alan “Miras, üç ay içinde reddolunabilir. Bu süre, yasal mirasçılar için mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri ispat edilmedikçe miras bırakanın ölümünü öğrendikleri; vasiyetname ile atanmış mirasçılar için miras bırakanın tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği tarihten işlemeye başlar.” hükmü nedeniyle üç ay içinde mirası reddetmeleri gerekmektedir. Bu süre zarfında mirası reddetmeyen mirasçılar, işyerinin tüm hak, borç ve yükümlülüklerini kabul etmiş sayılmaktadır.
Medeni Kanun hükümlerine binaen SGK; yasal mirasçılara, miras kalan işyerinin intikali için ölüm tarihinden itibaren üç aylık süre tanımış olup, bu süre içinde verilen işyeri bildirgesini yasal süre içerisinde verilmiş kabul etmektedir.
İşyerinin faaliyette bulunduğu adresten başka bir ildeki adrese nakledilmesi, sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devredilmesi veya intikal etmesi halinde, işyerinin nakledildiği, yeni işverenin işi veya işyerini devraldığı tarihi takip eden on gün içinde, işyerinin miras yoluyla intikali halinde ise mirasçıları, ölüm tarihinden itibaren en geç üç ay içinde, işyeri bildirgesini Kuruma vermekle yükümlüdür.
5510 sayılı Kanunun 11 nci maddesi
Fakat işe giriş bildirgesi, işten ayrılış bildirgesi, muhtasar ve prim hizmet beyannamesi gibi belgeler için SGK mevzuatında buna benzer bir süre öngörülmemiştir. Bu nedenle uygulamada birtakım problemler ortaya çıkmaktadır. Yaşanabilecek problemler örnekler eşliğinde açıklanacaktır.
- Örnek 1
Ancak çalışan işçiler için SGK’ya verilmesi gereken 2025/05-06-07 dönemi Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannameleri (MPHB) verilmemiştir. Bu bildirgeler için işyeri bildirgesi gibi üç aylık yasal süre tanınmamıştır. Dolayısıyla 2025/05 MPHB’nin en geç 26.06.2025, 2025/06 MPHB’nin en geç 26.07.2025, 2025/07 MPHB’nin en geç 26.08.2025 tarihinde verilmesi gerekmektedir.
Fakat işyerinin mirasçılara intikali 29.08.2025 tarihinde gerçekleşmiştir. Yasal mirasçılar bu tarihten sonra ilgili dönemlere ait beyannameleri geriye doğru düzenleyerek SGK’ya vermiştir.
Peki örnekteki durumda geriye doğru düzenlenen bu belgeler için idari para cezası uygulanacak mıdır?
Bu gibi durumlarda idari para cezasını doğuran işlemin fiil tarihi ve fiili işleyen muhatap önem arz etmektedir. İlgili örnekte muhtasar ve prim hizmet beyannameleri bakımından yasal olarak verilmesi gereken son gün, idari para cezasını doğuran fiilin işlendiği tarih olarak kabul edilecektir. Buna göre örnek olay bakımından 26.06.2025, 26.07.2025 ve 26.08.2025 tarihlerinde üç ayrı idari para cezası fiili gerçekleşmiştir. Fiil tarihlerinde ise işyeri henüz yasal mirasçılara intikal etmemiş durumdadır. Gerçek kişi işverenlerin hayattayken işlemiş olduğu fiillere dair idari para cezası aşağıdaki mevzuat hükmüne göre yasal mirasçılardan takip edilmemektedir.
İdari para cezalarının düzenlendiği özel kanunlarda, cezaya muhatap olan kişilerin ölümü halinde, idari para cezalarının mirası reddetmemiş mirasçılarından takip edilip edilmeyeceği yönünde ayrıca bir hüküm bulunmaması nedeniyle, Anayasanın 38 inci maddesinde yer verilen “Cezaların Şahsiliği” ilkesi ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 20 nci maddesi gereğince, bu idari para cezalarının tahsilinden vazgeçilmesi icap etmektedir. Bu bağlamda, 5510 sayılı Kanun uyarınca uygulanan idari para cezasının borçlusu olan gerçek kişi işverenin ölümü halinde, bu amme alacağının mirası reddetmemiş mirasçılarından takip edilip edilmeyeceği yönünde bir düzenleme bulunmadığından, kendisine idari para cezası uygulanan amme borçlusunun ölümü halinde, bu alacağın (borçlunun mirasçılarından takip edilmeksizin) tahsilinden vazgeçilecektir.
2020/20 sayılı SGK Genelgesi
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun; ‘Ceza sorumluluğunun şahsiliği’ başlıklı 20 nci maddesinin birinci fıkrasında, “Ceza sorumluluğu şahsîdir. Kimse başkasının, fiilinden dolayı sorumlu tutulamaz.” hükmü yer almaktadır. Bu hükümler doğrultusunda;
7.1- Gerçek kişi işverenin ölümü halinde kesilmiş ve tahakkuk etmiş idari para cezaları terkin edilir veya kesilerek tahakkuk edecek ise kesilmez. Dolayısıyla, gerçek kişi işverenlerin ölümü halinde, daha önce işlemiş oldukları fiillerden dolayı uygulanmış olan idari para cezalarının, tebliğ edilip edilmediği üzerinde durulmaksızın Ünite Komisyon Kararı ile iptal edilmesi gerekmektedir.2020/08 sayılı SGK Genelgesi
İlgili mevzuata göre gerçek kişinin ölüm tarihinden evvel işlemiş oldukları fiillere dair idari para cezaları tahakkuk etsin veya etmesin iptal edilecektir. Burada herhangi bir uyuşmazlık yoktur. Fakat örnek olayda fiil tarihleri ölüm tarihinden sonradır. Öyleyse fiil işlendiği tarihlerdeki sorumluluk kime veya kimlere aittir ? Bu noktada iki türlü görüş ileri sürülebilir.
Birinci görüşe göre mirasçıların sorumluluğu, işyerinin yasal süresinde (üç ay) verilmiş olan işyeri bildirgesi ile kendilerine intikal etmesinden itibaren başladığı için ilgili fiil tarihleri ve idari para cezaları işyeri hâlâ vefat eden gerçek işveren uhdesindeyken gerçekleşmiştir. Bu nedenle ilgili idari para cezaları yukarıdaki genelge hükmü ve cezaların şahsiliği ilkesi gereği yasal mirasçılardan talep edilemeyecektir. Bu görüşün isabetli tarafları olsa da tam anlamıyla doğru kabul edebilmek için ölü kişinin fiil/kabahat işleme kabiliyetinin varlığını kabul etmek gerekir ki bu mümkün değildir.
İkinci bir görüşe göre ise Türk Medeni Kanunu’nun 599. maddesinde yer alan; “Mirasçılar, mirasbırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak, kanun gereğince kazanırlar. Kanunda öngörülen ayrık durumlar saklı kalmak üzere mirasçılar, mirasbırakanın aynî haklarını, alacaklarını, diğer malvarlığı haklarını, taşınır ve taşınmazlar üzerindeki zilyetliklerini doğrudan doğruya kazanırlar ve mirasbırakanın borçlarından kişisel olarak sorumlu olurlar. ” hükmü uyarınca yasal süresinde mirası reddetmemiş mirasçılar ölüm tarihi itibariyle tüm yükümlülüklerden sorumludur. Buna göre ölüm tarihinden sonra işlenen tüm fiiller mirasçılar tarafından işlenmiş sayılmalıdır ve ölüm tarihinden sonra işlenen fiillere dair idari para cezaları yasal mirasçılardan talep edilmelidir.
Bu iki görüşe de tam olarak katılmamız mümkün değildir. Türk Miras Hukukunda mirasın kazanılması (Medeni Kanunu’nun 599. maddesi uyarınca) iki önemli ilke sonucu ortaya çıkmaktadır. Bunlar kendiliğinden iktisap ilkesi ve küllî halefiyet ilkesi’dir. Küllî halefiyet ilkesi, murise dair hakların ve borçların ölüm olayıyla herhangi bir başka şart aranmaksızın mirasçılara geçmesi halini belirtmektedir. Bu ilke sayesinde taşınmaz işyerinin ve işçilere ait iş sözleşmelerinin kendiliğinden yeni işverene (mirasçılara) geçeceği tartışmasızdır. Dolayısıyla kişinin ölüm tarihinden sonra gerçekleşen fiiller ile ilgili yaşanabilecek bu gibi uyuşmazlıklara işyeri devri kapsamında çözüm üretmek daha tutarlı olacaktır.
7.2- İşyerinin devrinde, devir tarihinden önceki bir tarihe ilişkin idari para cezası gerektiren bir fiilin söz konusu olması halinde, cezaların şahsiliği ilkesi uyarınca, devir alan kimseye idari para cezası tahakkuk ettirilemez, ancak tahakkuk ettirilmiş idari para cezası varsa devralan şahıstan bunun takip ve tahsilatı yapılır.
2020/08 sayılı SGK Genelgesi
Yukarıdaki mevzuatta ancak bağlacına kadar belirtilen hüküm esas itibariyle gerçek kişinin hayattayken işlemiş olduğu fiillerden dolayı uygulanmış olan idari para cezalarının iptali ile aynı temele (cezaların şahsiliği) dayanmaktadır. Hükmün devamında ise tahakkuk ettirilmiş idari para cezaları için devralan kişinin sorumlu olacağı yani bir diğer deyişle cezaların şahsiliği ilkesinin sadece tahakkuk etmemiş idari para cezaları için kabul edileceği belirtilmiştir.
Tahakkuk Detayı
5510 sayılı Kanunun Kurumca verilecek idari para cezaları başlıklı 102 nci maddesinin 4 üncü fıkrasına göre “İdarî para cezaları ilgiliye tebliğ ile tahakkuk eder.” Aynı kanunun 99 ncu maddesi “Bu Kanun gereğince yapılacak bildirimler hakkında, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri uygulanır.” hükmünü barındırmaktadır. Buna göre SGK’nın idari para cezaları ancak 7201 sayılı kanuna uygun olarak tebliğ edilmesi halinde tahakkuk etmekte ve icraî bir kimliğe kavuşmaktadır.
Örnek olayda eğer birinci görüşe göre muhatabın vefat eden kişi olduğu kabul edilirse Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 30. maddesinin ikinci fıkrasındaki; “Muhatap ölmüşse veya gösterilen adresten sürekli olarak ayrılmış ve yeni adresi de tebliğ memurunca tespit edilememişse tebligat evrakı, tebligatı çıkaran mercie geri gönderilir.“ hükme istinaden tebliğ işlemi yapılamayacaktır. Tebligat yapılsa dahi yoklukla sakat olacağından usulüne uygun bir işlemden söz edilemez. Yok eğer ikinci görüşe göre yasal mirasçılar muhatap olarak kabul edilirse mirasçılar henüz intikal işlemlerini başlatmadığı için fiil tarihlerinde yasal mirasçılara tebligat yapılması mümkün olmayacaktır. Çünkü kanunen mirasçıların hâlâ reddi miras hakkı devam etmektedir. Bu durumda, mirasçıların reddi miras yapmayıp işyerinin intikaline ilişkin işyeri bildirgesinin verilmesinin beklenmesi ve bu tarihten sonra (örnek olayda 29.08.2025) tebligatların yapılabileceği ileri sürülebilir. Tam da burada işyeri devrine dair hükümler devreye girmektedir. Daha önce bahsettiğimiz üzere devir alan kimseye idari para cezası tahakkuk ettirilemez. Kısacası intikal sonrasında devir öncesi fiillere ilişkin tebligat işlemleri yapılamaz. Sonuç olarak her iki durumda da tebligat işlemleri yapılamayacağı için idari para cezaları tahakkuk edemeyecektir. Böylelikle ölüm tarihi ile üç aylık yasal sürenin arasında (örnek olayda 29.05.2025 ve 29.08.2025 tarihleri arasında) idari para cezaları yönünden bir husumet yokluğu/muhatapsızlık söz konusu olacaktır. Çünkü ne ölen kişinin ne de mirasçıların fiil/kabahat işleme ehliyeti ve kabiliyeti bulunmamaktadır. Dolayısıyla her hâlükârda ölüm tarihi ve intikal tarihi arasında kalan fiillerden kaynaklı idari para cezalarından yasal mirasçılar sorumlu tutulamayacaktır.
- Örnek 2
- Örnek 3
- Örnek 5
- Örnek 6
Belgelerin/Bildirimlerin Geç Verilmesi Sonucu Ceza Harici Doğacak Borçlardan Sorumluluk Halleri
İdari para cezaları ile ilgili açıklamaları yaptıktan sonra geç verilen belge ve bildirimlerden kaynaklı doğacak borçlar için yapılacak uygulamaları da örneklendirmek gerekmektedir.
Sigortalının çalıştırıldığı işyeri aktif veya pasifi ile birlikte devralınır veya intikal ederse ya da başka bir işyerine katılır veya birleşirse eski işverenin Kuruma olan prim ile gecikme cezası, gecikme zammı ve diğer ferilerinden oluşan borçlarından, aynı zamanda yeni işveren de müştereken ve müteselsilen sorumlu olacaktır. Bu hükme aykırı sözleşme hükümleri Kuruma karşı geçersiz olacaktır. Bu hükme göre, işyerinin devir veya intikali suretiyle el değiştirmesi halinde, yeni işveren durumundaki kimse de eski işverenin Kurumumuza olan borçlarından müteselsilen sorumlu olacaktır. Daha önce sigortalı çalıştırıldığı için tescil edilen ve borcu olan bir işyerinin sigortalı çalıştırılmayan dönemde aktif ve pasifiyle devir alınmış veya intikal etmiş olması halinde eski işverenin kuruma olan borçlarından yeni işveren sorumlu tutulacaktır.
2020/20 sayılı SGK Genelgesi – 5510 sayılı Kanunun 89 ncu maddesi
- Örnek 7
- Örnek 8
- Örnek 9
- Not
Düzenlenen işyeri bildirgesine istinaden ayrıca işyeri dosyası tescil edilmeyecek, işlemler eski işyeri numarasından devam edecektir. Dosyada sadece gerekli bilgi değişiklikleri yapılacaktır.
İşyeri bildirgesi verilmesi gereken sürenin son gününün resmi tatil gününe rastlaması halinde belgenin verilmesine ilişkin süre ilk iş gününe kadar uzayacaktır.
Şirket ortaklarının ölmesi sonucu ortakların yasal mirasçılarının “cezaların şahsiliği” ilkesinden faydalanması söz konusu değildir. Çünkü fiili işleyen şirketin tüzel kişiliğidir. Tüzel kişiliğin ise vefat etmesi söz konusu değildir. Ceza takibatı tüzel kişiğin malvarlığı üzerinden takip edilecektir.
Tüzel kişilere yönelik olarak verilen idari para cezalarının tüzel kişiliğin mal varlığından tahsil edilememiş olması nedeniyle, ölmüş ortağın ve/veya kanuni temsilcinin mirası reddetmemiş mirasçılarından bu alacakların takibi yapılacaktır.

kitap gibi yazı olmuş ellerinize sağlık